Perşembe, Temmuz 01, 2010

Ayın 1'i Aya Yorgi Klisesi


Bugün, ayın 1 diye saatlerimizi 9.30 akurduk erken güne başlayıp yola koyulduk...Bostancı'dan vapura bindik.Kınalı, Burgaz,Heybeli ada derken yolculuk 1 saat surdu.püfür püfür esen rüzgar ve martıların eşliğinde sonunda vardık Büyük adaya...ha unutmadan vapurda bir de pudra şekerli kanlıca yoğurdu yedim enfesti...
Büyük Ada da  upuzunnn bir fayton kuyruğu kaşıladı bizi.Sonrasında faytona binip, atların tezek kokularıyla lunaparka kadar gittik.:)(oraya kadar 20 tl tutuyor fayton)orada inip başladık yürümeye....Yürü babam yürü, yürüüüü, yürüüüüüüüüüüüüüüüüüüü..............bitmeyen bir yokuş parke taş üstünde tam 1  saat yukarda güneş 50 derece içimden başladım küfretmeye....bir yandan migrenim yoklar,sonunda resimlerde de gördüğünüz üzere attım kendimi yerlere...sulandım,sulandımmm devam ettim yola...babam 177 alo yangını aramamı tavsiye etti beni yukarı kadar gelip taşısınlar diye:)(kendisi günde 6 km yürüdüğünden pek zorlanmadı)sonunda vardık içimden TADAAAAAAAA!!!!! diyee melodiler çalmaya ve ilahi ışıklar yükselmeye başladı kliseden sanırım başıma güneş geçmiştiii...üstümü başımı örttüm ,ne kadar mum var aldım hepsini bir liste dolusu dileklerimi yaktım, yaktım mumları diledim:)Klisenin yanmadığına şükür:))Sonra klisenin yanında müthiş manzaralı bir cafe var orada ev patates kızartmasıyla köfteleri götürdüm.Oradaki şarapları klisenin rahipleri yapıyormuş.Çok lezzetliymiş ama o sıcakta kalpten gitmemek için içmedim tabikide,yoksa yuvarlana yuvarlana inerdim yok aşşağı...yemekten sonra dinlenmiştikte zaten içimizi kaplayan hoş huzurla saldım kendimi yokuş aşağı:)iniş 20 dk sürdü.ÇOK ŞÜKÜR!!!ne yazkki dönüşte bizi karşılayan bir ambulans olmadığından, tekrar tezek kokularıyla indik iskeleye...Tezek kokuları iştahımı açmış olsagerek kocamanbirde dondurma aldım bindim vapura.Neyse   dönüş birtek Heybeliye uğradığından daha kısa sürdü....Bostancıya geldiğimde kendimi arabaya nasıl attım bilmiyorum.Sonra zaten uyumuşum:)Uzun lafın kısası yorucu ama güzel  bir yolculuktu.İşin kötüsü dileğim gerçekleşşsin mi gerçekleşşmesin mi bilemedim çünkü gerçekleşirse bir daha çıkmam lazım o yolu kliseye yağ götürmek için!!

Saint George adına yapılan Aya Yorgi Kilisesi, Büyükada'nın en yüksek noktalarından birinde konumlanmıştır.Rumlar tarafından Aya Yorgos olarak adlandırılan kilise, zaman içerisinde Aya Yorgi olarak anılagelmiştir.
Anlatılanlara göre; Bizans döneminde işgal altında kalan Aya Yorgi kilisesindeki ikona ve kutsal cisimleri kurtarmak isteyen papazlar, söz konusu cisimleri toprağa gömüp üzerini kapatmışlar... Aradan geçen uzun yıllardan sonra aziz Aya Yorgi, bir çobanın rüyasına girmiş ve kiliseye uzanan yolu tırmanmasını, çan sesi duyduğu yerde durup kazmasını söylemiş...
Olayı fazla dikkate almayan çoban, aynı rüyayı 3 gece üst üste görünce "bu işte bir iş var" diyerek çıplak ayakla (fakirlikten olabilir) ve hiç konuşmadan (yalnız çıktığı için olabilir) kiliseye uzanan uzun yokuşu tek başına tırmanmış. Rüyasında görmüş olduğu olay gerçekleşmiş; kiliseye yaklaştığı anda çan sesleri duymaya başlamış ve tam o noktayı kazıp, gömülü cisimleri bulmuş. Üstelik; cisimlerin her biri gömüldüğü günkü kadar yeniymiş.
Adı geçen ikona ve diğer eşyalar, bugün Aya Yorgi kilisesinde sergilenmektedir. Kapısında yazan bilgiye göre; söz konusu kilise, ikonların ilk saklandığı kilise değil, onun yerine yenilikçi bir papaz tarafından yaptırılan ve zaman içinde restore edilen 2 kilisenin yenisi imiş; yani toplamda 3 kilise söz konusu imiş.
Ayrıca bu kilise, hıristiyanların 2 hac noktasından biri kabul edilir (diğeri Meryem Ana'dır) ve yılın iki tarihinde (23 Nisan ve ve 24 Eylül) ziyaretçi akınına uğrar; öyle ki, ne vapurlarda, ne kiliseye çıkan yolda, ne de kilisede adım atacak yer bulunmaz. Hıristiyan inanışına göre, Aya Yorgi'ye yürüyerek çıkan insanlar yarı hacı sayılırlar, tam hacılık ise Efes'deki Meryem Ana Kilisesi'nin ziyareti ile gerçekleşir.Aya Yorgi kilisesine çıkan yol, çalılara bağlanmış ipler, üst üste konmuş taşlar ve tırmanırken yolda açılmış makara makara iplerle doludur. Yaygın inanışa göre bu yolu hiç konuşmadan çıkan ve yoldaki çalılara ip bağlayan kişinin dileği gerçekleşir ve işleri çözülür, yolu bir makara ipi aça aça çıkan kişinin ise kısmeti açılır.  (Kerem Köseoğlu nun yazısından alıntı yapılmıştır.)

Hiç yorum yok: